BMN COLUMN

Yusuf'un Masalı ya da Bizim Yusuf

FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş

07.01.2020 Bir Yusuf vardı Kenan ilinde, kuyuya attılar onu...

Yusuf'un Masalı ya da Bizim Yusuf
Bir Yusuf vardı Kenan ilinde, kuyuya attılar onu.

Yusuf kuyuya atıldı kuyuya atanlar, dışarıdakiler kaldı karanlıkta. Onu kuyuya atanlar, içinden çıkamayacakları dehlizlere hapsettiler kendilerini. Her gün biraz daha ışırken, aydınlanırken içi Yusuf’un, Kenan ili acıya, zifiri karanlığa gömüldü.
Bizim halimiz, hikâyemiz biraz farklı. Kuyumuz farklı, Yusuf’umuz farklı.

Bizim kuyumuz oldu Yusuf!

Ne planlar, hesaplar yaptı bizim uşak bilemedik ama belli ki yeni yetme bordo mavi yürekleri, şampiyonluk sayıklayan milyonları kuyulara atmakta buldu yolunu. Yine de ümitsizlik yok ufuklarımızda buradan bir güzellik, bir rahmet çıkacak besbelli. 



Dedik ya bizim halimiz, hikâyemiz biraz farklı. Bizim kuyumuz olacak Yusuf! Düşüncenin, itikâfın, düşünüp aydınlanmanın, küllerinden yeniden doğmanın yuvasıdır kuyu. Kuyuya girmeden, ayağı tabana vurup zıplamadan, dört başı mamur yükseliş olmaz.     

Trabzon’u, Trabzonspor’u bunca hor görmesindeki yakışıksız ısrarı aydınlatacak ufuklarımızı.  Kapanan yollarımızı, bahtımızı, Yusuf’un ve Yusufların, bu coğrafyadan kaçıp gitmedeki inatları açacak, aydınlatacak. Böylesi bir aceleye, af olmaz yüzüstü bırakmalara düşmemek için kavilleşecek geride kalan Yusuf’lar, Kadirler, Hüseyinler.   
Futbol dünyalarını bordo mavi olarak kodlamış milyonlar, ışığı ve zaferi, atıldıkları kuyudan bulup çıkaracaklar.   

*

Payımıza kuyu düştü bizi derin kuyulara, derin, karanlık kuyulara iten bir Yusuf.

Payımıza ayrılığın hüsranı, yarım kalmış bir Yusuf hikâyesi düştü. Yarım kalmış bir başarı öyküsü. Oysa daha nice vahşi serengetilerden geçecek, Türk Telekom’u, Vodafone Park’ı, Saracoğlu’nu birlikte sallayacaktık güya ama her şey yarım, her şey küskün kaldı. Birlikte söyleyecektik sevdanın, zaferin türküsünü. Gökkuşağı kadar renkli, dereler kadar gümrah şarkılar yazacaktık daha. 

Şampiyonluk yolunun taşlarını birlikte dizecek, gollere birlikte sevinecek, zaferleri omuz omuza kazanacaktık. 
Ne yaptın yüreğimizin ipince teli! Kimseleri dinlemeden, bir kez bile ikna çabalarına kulak vermeden, yangından kaçar gibi gönül sınırlarının dışına attın kendini.   

Olmadı. 

Dünyalıklar kesti yolumuzu hevesler, karanlık ruhlar, çetrefilli hayaller kesti. Nasıl bir aşktı ki,  payına Fransa,  payına Lille düştü Yusuf! 

*

Bu renklere, renklerin ötesinde ki düşünceye, inanca bir kere daha bak ve iyi bak: İşte bu bordo, bu da mavi.  Dile gelip de konuşmadılar mı seninle? Öykülerini hiç mi dinlemedin? 

Dünyanın en güzel renkleri hamsinin, göğümüzün, gönlümüzün renkleri. Dinleyip, bir tek ilmekte mi atmadın yüreğine? Yok eğer dinlediysen, ne anladın sen bu öyküden? Ne anladın, nasıl anladın ki paraya pula, ille de kaçıp gitmelere vurdun kendini.  Bu öyküde, bu efsanede, bu renklerde, hamsinin gözünde, kemençenin telinde, denizde ki mavide, fındıkta ki yeşilde, Avni Aker’in, Akyazı’nın çimlerinde hesap kitap, para pul ne gezer, anlamdın mı? Bizim öykümüzde, şavkı Avrupa’ya vuran isyanımızın öyküsünde, bir an önce kaçıp gitmek, gelecek planlamaları, kariyer hesapları ne gezsin! 
Yusuf, sen bu destandan, Karadeniz’den, Trabzon’dan, Anadolu’dan ne anlamışsan, hep yanlış anlamışsın! Biz bunu anladık, maalesef bir tek bunu anladık senden. 

Yolun açık olsun, bahtın açık olsun. Ayağına taş değmesin. Sitem etsek, öfkelensek, hakikatleri eğip bükmeden ortaya döksek de, sözümüz dua, dileğimiz hep hayır olacak sana.   


Sen, Yusuf. 

Trabzon’un çakır gözlü uşağı! Bir gün geriye baktığında, iki bin on dokuz yılının, temmuz ayına baktığında, kara bulutların arkasında, dağların, tepelerin, derelerin, denizlerin ardında , bin bir türlü tezgahla kurulmuş tuzaklarla boğuşan arkadaşlarını, bordo mavi çarpan milyonlarca yüreği,  kurtlar sofrasında diriliş kavgası veren, karanlıkları yırtıp, ortalığı ateşe, ışığa kesen, üzgün ama inanmış, pes etmeyen bakışlar göreceksin. 
O bakışlar hep üzerinde olacak Yusuf. Ve onlar, bordo mavinin hatırına, vefa adına, attığın güzel goller adına, nerede olursan ol, hep daha iyi olmanı isteyecekler.   

Not: Yusuf Yazıcı kardeşimize, geçirmiş olduğu sakatlıktan dolayı geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisini en kısa zamanda, eskisinden daha güçlü bir şekilde sahalarda göreceğimize olan inancımız tamdır.

Kasım TİRYAKİ


Etiketler:
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş