BMN COLUMN

Bir Mucizenin Kıyısındayız

FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş

26.04.2018 Oğuz Zeytin yazdı...

Bir Mucizenin Kıyısındayız
Basketbol benim için bir temaşa oyunu. En çok da sürprizlere açık olması ile maç esnasında yıldız isimlerden ziyade kazanmayı daha çok isteyenin, emeğini parkeye daha fazla yansıtanın galip gelmesinden hoşlanıyorum (Dış faktörleri hesaba katmazsak). Mesela sezon başında Macaristan’ın Szolnoki Olaj takımına elenmemiz bu duruma güzel bir örnek… Bütçe, oyuncu kadrosu, maddi imkanlar vs. göz önünde bulundurulduğunda Olaj’ı elememiz gerekirdi. Ancak onlar turu geçmeye bizden çok inandılar. İşte sezona başlarken yaşanan bu acı sürprizden kurtulduk derken, kendimizi yeniden düşme hattında bulduk. Geçen hafta yabancı oyuncuların karakterlerini sorgulayan, kontratlarını tek taraflı feshettiğini açıklarken ilkeli davranmakla övünen Genel Menajer Nihat Mala, imzasındaki mürekkep kurumadan Eldridge ve Vasiliauskas’ı geri çağırmış. Fikr-i takip babında sürekli geçmişe referans yapıyorum, ama nasıl yapmayayım! Beylerin ilkeleri delik deşik olmuş. İşte, geçen hafta demedik mi: “…Trabzonspor’un menfaatlerini önemsemeyen bir şuursuzun, ahmaklığını ambalajlama çalışmasından başka bir şey değil bu zırvalar. Sevsinler senin ilkeni! Geçen sene Cebeci’de oynanan İBB maçını anlatsana Trabzonspor camiasına? O ki bu kadar ilkeliydin, niçin Kadji’yi gönderemedin?” Söz konusu Mala olsa, “bana ne” der geçerim. Heyhat, koca Trabzonspor adı bu vasatlarla, bu bilgisizlerle anılır olmuş…




Bütün bu karmaşayla canını kurtarma derdindeki Büyükçekmece deplasmanına gitti takımımız. Çekmece sezonun, sakatlıklardan canı en fazla yanan takımı olsa gerek. Bu sorunun üstesinden, kurdukları “sistemle” iyi kötü geldiler. Herkes gibi, sadece iki yabancılı (Onlar da doğru dürüst antrenman yapmamış) Trabzonspor karşısında rahat bir galibiyet alacaklarını umuyorlardı. Karşılaşma bekledikleri gibi geçmedi. Pota altında Kairys’in etkili oyunuyla maça başlayan Büyükçekmece’de Walker iyi savunma karşısında tıkanınca direksiyona veteran Bracey Wright geçti. Maçı seyredemeyenler için iki takımın bu dakikalardaki basketbol anlayışını gösterebileceğini düşündüğüm bir veri paylaşmak isterim: İlk molaya giderken rakibimizin 7 basketi 6 asist üzerinden gelirken, buna karşın bizim asist istatistiğimizin karşısında “0” yazıyordu.

İkinci çeyrekte savunma sertliğimizi yükselterek Çekmece’nin şut yüzdesinin düşmesini sağladık. Ancak bunu hücumda iyi değerlendiremedik. Uzun süre boyunca tek saha içi isabetimiz Vasiliauskas’ın orta mesafe şutuydu. Fark çift hanelere yaklaştığında (33-24) topu iyi çevirip Alper’in elinden bir üçlük bulduk. Bu bölümde Bracey Wright kenardayken Bora iki pota altında da iyi işler çıkardı. Topu paylaşıp çembere yakın atışlarda bulduğumuz isabetlerle oyuna tutunduk (İkinci periyotta 7 asistimiz var).

Soyunma odasından gelen enerjiyle 9-0’lık seriye imza atıp Özhan Çıvgın’a erken mola aldırdık. Bir önceki çeyrekte boyalı alandan hücum etmeye çalışırken şimdi dış şutlardan sayı ürettik. Büyükçekmece koçu Çıvgın’dan bu ritmi durduracak hamle geldi. Hatırlarsanız Galatasaray’ın beş ve Karşıyaka’nın dört kısalı düzenlerine karşı çok zorlanmıştık. Özhan Çıvgın da bunu analiz etmiş olmalı ki ilk yarıda kullandığı İlkan & Kairys ikilisi yerine takımı kısaltıp maçın kalan dakikalarını daha mobil olan Burak Can & Simpson uzun rotasyonuyla geçti. Zaten bu oyuncular maçın en yüksek +/- istatistiğine sahip olarak koçlarının ne denli doğru bir karar verdiğini gösterdi: Burak Can +9, Simpson +12.

Ozan Bulkaz’ın dar kadrosu iki ve üçüncü çeyrekleri yüksek tempoda geçince son periyotta yorgunlukla birlikte bireysel hatalar arttı. Bir yandan da üç oyuncumuz beş faulle kenara gelince mucizenin kıyısından döndük. İdarecilerin yanlış kararları altında, büyük sorumlulukla baş başa bırakılan oyuncularımızın gösterdiği eforu ayakta alkışladık.

Alper ve Ozan biraz daha yüksek yüzdeyle bitirebilseydi, ilk çeyrekte 10 sayı üreten Eldridge maçın kalan üç çeyreğinde sadece tek baskette kalmasaydı, 39%’larda faul atan Simpson’ın yakın atışlarına izin vermeyip faul çizgisine gönderebilseydik belki de alkışladığımız mücadele gayreti, galibiyetle ödüllenmiş olacaktı. Olmadı, zaten basketbol namına çok şey beklemiyorum artık bu sağlıksız ortamda.

Etiketler: Trabzonspor,Basketbol,KöşeYazısı,OğuzZeytin
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş