BMN COLUMN

En Önemli Duyu Organımız: Sağduyu

FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş

21.02.2018 Doğan Şahin yazdı...

En Önemli Duyu Organımız: Sağduyu
Göz, kulak, burun, deri, dil gibi beş duyu organımız olmasına rağmen bunların yanına sağduyumuzu ekleyemediğimiz zaman ne gördüğümüzü, ne de duyduğumuzu sağlıklı olarak anlayabiliriz! Çünkü bazen göz yanılabilir ya da bir cümlenin belirli bir kısmını duyup yanlış anlamış olabiliriz. Tabii bir de sözü sahibinden duymadan anlamaya çalışanlar da var ancak bu yazımın konusu bugün onlar değiller...

Açıkçası Trabzonspor-Başakşehir maçını yorumlamak için ortalığın durulmasını yani bir anlamda sağduyunun galip gelmesini bekledim. Bazen vur dedik mi, öldürüyor insanlar!

Hatırlarsınız geçen haftaki yazımda yönetimin güçsüz kaldığı için kendini tazelemesi ve bu nedenle kongre kararı alması gerektiğini belirtmiştim. Hatta “Sahada güçlü olabilmek için öncelikle yönetimin güçlü olması gerekir. Bu noktada iç çekişmeleri bırakıp camianın önde gelenlerinden oluşan güçlü bir yönetim oluşturulması Trabzonspor’un geleceği açısından zaruridir.” demiştim.




Trabzonspor için öncelikli konunun saha sonuçları ve yönetimin istifa edip etmemesinden çok Trabzonspor anayasası olan tüzüğünün düzenlenip, yürürlüğe girmesi olduğunu düşünüyorum. Tüzüğü düzeltmek ve hayata geçirmek için atılacak adımlarınsa güçlü bir mutabakat yönetimi tarafından atılması elbetteki daha şık ve sağlıklı olacaktır. Çünkü bu şekilde yeni tüzükte ortak akıl kullanılacak ve yeni tüzük tek taraflılık içermeyecektir.

Yeni tüzükte mutlaka ama mutlaka futbol tecrübesi üst düzeyde olan ancak belirli kriterleri yerine getirebilen kişilerin yönetiminde üzerinde kurum hafızası olarak konumlandırılacak şekilde futbolu yönetmesi sağlanmalıdır. Yani yönetimler değişse de takımın futbol mantalitesi veya diğer profesyonel uygulamaları değişmemelidir. Bu şekilde sağlanacak istikrar sonucu başarının gelmesi de kaçınılmaz olacaktır.

Nitekim hafta sonu İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz panelimizin konuşmacılarından Özkan Sümer hocamız da aynı noktaya parmak bastı. Özkan Sümer Trabzonspor’un hiçbir takımın modelinin doğrudan baz almaması gerektiğini çünkü alınırsa kendi olamayacağını ve kendi değerlerini yitirmeye başladıktan bir süre sonra da yok olabileceğine dikkat çekti. Kendi modelini ise günümüz koşullarına taşıması gerektiğini belirtti. Almanya’da da kulüplerin Türkiye’deki gibi Dernekler Tüzüğüne göre yönetildiğini, bu tüzükte güzel uygulamaların bulunduğunu ve bunların evrensel değerler ve Trabzonspor değerleri çerçevesinde uygulanabilir olduğuna da değindi.

Bu modelde 5 profesyonel mutlaka yönetimde bulunmak zorunda. Bayern München kulübünün uygulamakta olduğu sistemde ise bu beş profesyonel için ayrı kriterler de getirilmiş. Liyakat ön planda tutularak bir tercih yapılıyor. Yönetimler değişse de profesyonel yönetim kadrosu aynı kaldığından kulüp hafızası her seçimde bir sıfırlanmıyor ve işin önemli bölümünü tecrübeli profesyoneller yönettiğinden seçilen yönetim konulara daha hakim bir şekilde yapılacak işlere odaklanabiliyor.

Dediğim gibi günlük başarılar peşinde koşmak yerine camianın bu gibi konuları konuşması kulübün geleceği açısından çok daha zaruridir. Çünkü sistemin temelleri sağlam olmadığından en ufak sarsıntıda domino taşı etkisiyle camia dağılmaktadır.

Balık baştan kokar misali sistemimizi en ileri düzeye taşıyıp sınırları belirlersek hem idari hem de teknik yönetime getirilecek kişilerin bu kriterleri yerine getirip getiremeyeceğine bakılacağından başarıları da daha net bir biçimde ölçülmüş olacaktır.

Yani artık hem sahada, hem de saha dışında bir sistemimiz olmalı!

Sağduyuyla hareket edip bu adımları derhal atmamız ve sezon sonuna doğru yapılacak bir kongreyle camianın her değerinin katılımının sağlanacağı bir mutabakat yönetimini kurmamız şart...

Etiketler: Trabzonspor,DoğanŞahin,Kongre,Yönetim,YönetimModeli,ÖzkanSümer
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş