BMN COLUMN

Son Topa Kadar - 2

FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş

19.02.2018 Oğuz Zeytin Yazdı...

Son Topa Kadar - 2

Beşiktaş Sompo Japan maçından sonraki yazımın başlığı “Son Topa Kadar”dı. Şimdi serinin ikinci yazısıyla karşınızdayım. Çünkü İBB karşısındaki galibiyeti bundan farklı sözcüklerle açıklayamazdım.

Rakibimiz İBB, evinde oynadığı dokuz lig maçının yedisini kazanmıştı. Bizse deplasmanda sadece ligin dibindeki Gaziantep’i yenebilmiştik. Bu veriden yola çıkarak karşılaşmanın televizyon yayınındaki yorumcusu Hüsnü Çakırgil ev sahibi ekibi favori görmüştü. Önceki hafta Sakarya BB karşısında 24 sayı üreten Heslip’in, sebebini maçtan sonra öğrendiğimiz eksikliği de umutları azaltmıştı. Aslında eksikken üzülmemize gerek var mı: Obekpa’nın bir dakikada atıldığı maçta Gaziantep’i, Green’in kadroda yer almadığı gün ise Sakarya’yı yenmiştik.

Mücadeleye savunma kaynaklı hızlı hücum sayılarıyla başladık. Ligin en az top çalan takımlarından biriyiz. Eldridge’in daha ilk çeyrekten üç top çalmayla başlaması ve bunlardan skor üretmemiz artı hanemize yazılabilir. Bora’nın yerine oyuna giren Obekpa’nın kısa sürede ucuz iki faul alması can sıkıcıydı. Birinci çeyrek adına en ilginç istatistik, on dakikada sadece bir ribaunt alabilmemiz olsa gerek!




İkinci çeyrekte organize olmakta zorlandık. On beşinci dakikaya kadar iyi savunduğumuz Toolson’ın üçlüğüyle fark çift hanelere çıktı: 42-31. Devrede soyunma odasına girerken İBB 70% gibi inanılmaz bir saha içi isabetiyle oynayıp on üçlük basket bulmuşken bizi oyunda tutan faul çizgisinden ürettiğimiz 12 sayıydı.

Üçüncü periyodun başında topu paylaşmakta sorun yaşadık. Daha doğrusu akıcı hücum edemedik. Daha çok bireysel çabalarla sayı aradık. Alper’in kenardan getirdiği enerjiyle (Önce kendi üçlüğü ve sonrasında birbirinin kopyası iki asist) farkı erittik. İBB’nin hücum temposunu, Eldridge’in savunma gayreti ve Green’in Bircevic’e ilk yarıda yapmadığı yakın savunmayla düşürdük. Çeyreğin sonunda Vasiliauskas’ın yay gerisinden bulduğu (Ancak neden iki sayı verildiğini çözemediğimiz) basketle öne geçtik: 76-77.

Son çeyreğe tabir-i caizse “fırtına” gibi başladık. Bir dakika içinde rakibin çember görmesine izin vermeden Ertuğrul Erdoğan’ın öğrencilerini üç top kaybına zorlayıp 7-0’lık seri ile mola aldırdık. Dar rotasyona rağmen soğukkanlı kalıp Eldridge’in sıcak elini bulduk. Arka arkaya Büyükçekmece’den 107, Nizhny Novgorod’dan 110 yiyen İBB’ye, çift haneli farktan geri dönüp 100 atarak deplasmandan önemli bir galibiyet çıkardık.

Şimdi mühim olan lige verilen uzun arayı iyi değerlendirmek. Gaziantep Kevin Murphy, Muratbey Uşak CJ Watson ve Büyükçekmece Antwayne Robinson hamleleriyle lige tutunmak adına çalışmalarını sürdürüyor. Muhtemelen Yeşilgiresun’dan da bir atak gelecektir. Oyuncu eklemesi yapamasak bile ödeme sorununu çözüp takım halinde iyi çalışarak potansiyelimizi açığa çıkarabiliriz. Hep söylediğim gibi Gaziantep, Karşıyaka, Yeşilgiresun ve Muratbey Uşak’la evimizde oynama avantajını iyi kullanmamız lazım.

MAÇIN İSTATİSTİĞİ: Takımımız İBB karşısında 29/36 faul attı. Bu 29 isabet, 2010’dan beri yer aldığımız ligde faul çizgisinden bulduğumuz en yüksek sayı. Daha önce 2015/16 sezonunda mücadele ettiğimiz ULEB Eurocup’ta oynadığımız Banvit maçında ise 30/35 faul atmıştık.
HAKEM HATALARI: Önce Akatlar’da bariz hakem hatalarına maruz kaldık. Ardından evimizde süre dolmuşken atılan şut için geçerli kararı verildi. Şimdi ise Buva’da çıkan topun İBB’ye verilmesi, Eldridge’in elden temiz çaldığı topa atış halinde faul kararı çıkması, Obekpa’nın iki ucuz faulle maçın başında faul sorununa girmesi, her iki çemberde standartsız düdükler… Felaket! Trabzonspor Yönetimi bunlara ne zaman ses çıkaracak? 



Etiketler: Basketbol, Köşe Yazısı, Oğuz Zeytin
FaceBook paylaş Twitter paylaş Google paylaş Yahoo paylaş MSN paylaş Hotmail paylaş Delicious paylaş Digg paylaş